Avukat Şevket KURT - Avukatlık&Arabuluculuk Bürosu
| Avukat | Ticaret, İdare, Miras, İş, Ceza, İcra, Tazminat, Boşanma ve Aile Hukuku | Arabuluculuk
"Şevket Kurt Avukatlık & Arabuluculuk Bürosu | Afyonkarahisar'da Kapsamlı Hukuk Danışmanlığı ve Çözüm Odaklı Vekillik Hizmetleri"
Afyon'da hukukun her alanında profesyonel hizmet sunuyorum. Çözüm odaklı yaklaşımım, müvekkillerimle güvene dayalı uzun vadeli ilişkiler kurmamı sağlıyor. Şevket Kurt Avukatlık & Arabuluculuk Bürosu olarak, müvekkillerimize ticaret, idare, miras, iş, ceza, icra, tazmin
📌 Anayasa Mahkemesi’nden İki Önemli Karar
🔹 1. Kamulaştırmasız El Atmada Teminat Muafiyeti
AYM, 13.05.2026 tarihli ve E.2026/24, K.2026/106 sayılı kararıyla, kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat davalarında idarenin icranın geri bırakılmasını talep ederken teminat gösterme zorunluluğunu kaldıran düzenlemeyi iptal etti.
➡️ Kararın gerekçesi: Teminat muafiyeti, maliklerin alacaklarına geç ulaşmasına ve paranın değer kaybetmesine neden olarak mülkiyet hakkı ile kamu yararı arasındaki dengeyi bozuyor.
📅 Resmî Gazete: 07.08.2026 – Sayı: 33333
🔹 2. Zorunlu Arabuluculukta Aşırı Şekilci Yorum
AYM, 18.02.2026 tarihli ve 2022/52228 başvuru numaralı kararıyla, HMK m.124 uyarınca taraf değişikliği yapılarak gerçek işverenin davaya dahil edilmesi ve bu işveren yönünden arabuluculuk sürecinin yargılama sırasında tamamlanmasına rağmen davanın usulden reddedilmesini mahkemeye erişim hakkının ihlali olarak değerlendirdi.
➡️ Kararın gerekçesi: Davacının kabul edilebilir bir yanılgı içinde olduğu ve taraf değişikliği yapıldığı hâlde, arabuluculuğun dava açılmadan önce gerçek işverenle yapılmamış olmasını kesin ret nedeni kabul eden yaklaşım aşırı katı ve şekilci olup başvurucuya orantısız bir külfet yükledi.
📅 Resmî Gazete: 06.08.2026 – Sayı: 33332
📌 Disiplin soruşturması, 4483 sayılı Kanun kapsamında düzenlenen ön inceleme raporuna dayanılarak yürütülemez. Memurluktan çıkarma gibi ağır disiplin cezalarında öncelikle tarafsız ve bağımsız bir soruşturmacı görevlendirilmesi, disiplin soruşturmasının usulüne uygun şekilde açılması, memurun lehine ve aleyhine tüm delillerin toplanması, isnat edilen fiilin nerede, ne zaman ve nasıl işlendiğinin somut delillerle ortaya konulması, soruşturma raporunun hazırlanması ve bu rapor doğrultusunda disiplin amiri veya kurulunca değerlendirme yapılması gerekir. Somut olayda, kadastro teknisyeni olarak görev yapan davacı hakkında yürütülen 4483 sayılı Kanun kapsamındaki ön inceleme raporu esas alınarak, ayrıca usulüne uygun bir disiplin soruşturması yapılmaksızın devlet memurluğundan çıkarma cezası verildi. ⚖️ İlk Derece Mahkemesi davayı reddetti, Bölge İdare Mahkemesi de istinaf başvurusunu reddederek kararı onadı. Ancak Danıştay, ön inceleme raporunun disiplin soruşturmasının yerine geçemeyeceğini, disiplin hukukunun temel güvenceleri ile hukuki güvenlik ve belirlilik ilkelerinin ihlal edildiğini belirterek Bölge İdare Mahkemesi kararını bozdu ve dosyayı yeniden karar verilmek üzere geri gönderdi. 📚
(Danıştay 12. Daire, E.2024/5897, K.2025/6047, 30.12.2025)
⚖️ 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 76. maddesi uyarınca idare, memurları görev ve unvan eşitliği gözetmeksizin başka kadrolara naklen atama konusunda geniş bir takdir yetkisine sahiptir. Bu yetki, üst düzey yönetici kadroları bakımından daha da geniş değerlendirilmektedir. Somut olayda, daire başkanı olarak görev yapan davacı, tekniker kadrosuna atanmış, Bölge İdare Mahkemesi, davacının başarısızlığına veya kusuruna ilişkin herhangi bir somut gerekçe ortaya konulmadığını, gerekçesiz idari işlem tesis edilemeyeceğini belirterek atama işlemini iptal etmiştir. Ancak Danıştay, üst düzey yöneticilerin atanması ve görevden alınmasının aynı takdir yetkisinin kapsamında bulunduğunu, idarenin bu yetkisini kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırı kullandığını gösteren somut bir delil bulunmadıkça işlemin hukuka aykırı sayılamayacağını vurgulamıştır. Bu kapsamda, sırf işlemde ayrıntılı bir gerekçe gösterilmemiş olmasının tek başına iptal sebebi oluşturmayacağını, kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırı kullanım ispatlanamadığı sürece idarenin takdir yetkisinin korunması gerektiğini belirterek Bölge İdare Mahkemesi kararını bozmuştur. 📌
(Danıştay 2. Daire, E.2025/3869, K.2025/4395, 13.10.2025)
⚖️ Okuma yazma bilmeyen miras bırakan tarafından düzenlenen resmî vasiyetnamelerde, Türk Medeni Kanunu'nun 535. maddesindeki şekil şartları kural olarak eksiksiz yerine getirilmelidir. Ancak Hukuk Genel Kurulu, vasiyetname lehine yorum (favor testamenti) ilkesinin, miras bırakanın gerçek iradesini ortaya koyan temel unsurlar mevcut olduğu sürece, resmî memurun işlemlerinden kaynaklanan ve vasiyetnamenin bütününden giderilebilen şekli eksikliklerde uygulanabileceğini; buna karşılık resmî memurun veya iki tanığın hiç bulunmaması gibi vasiyetnamenin kuruluşuna ilişkin asli şekil eksikliklerinin bu ilkeyle giderilemeyeceğini belirtmiştir. Somut olayda vasiyet işlemi baştan sona aynı noter tarafından, işlemde birlik ilkesine uygun şekilde ve iki tanığın huzurunda kesintisiz olarak yürütülmüş; noter önce miras bırakanın ve tanıkların kimliklerini tespit etmiş, miras bırakan son arzularını açıklamış, noter bu beyanları yazıya geçirip tanıklar önünde miras bırakana okumuş, miras bırakan da okunan metnin son ve gerçek arzularını içerdiğini tanıklar huzurunda beyan etmiş, ardından parmak izi alınmış ve tanıklar vasiyetnamenin noter tarafından kendi önlerinde okunduğunu, miras bırakanın bunun son arzularına uygun olduğunu söylediğini ve tasarrufa ehil olduğunu imzalarıyla doğrulamıştır. Her ne kadar tanık beyanında TMK'nın 535. maddesindeki "miras bırakanın beyanının kendi önlerinde yapıldığı" ibaresi aynen yazılmamışsa da, Hukuk Genel Kurulu vasiyetnamenin tamamı birlikte değerlendirildiğinde bu hususun açıkça anlaşıldığını, eksikliğin yalnızca ifade biçimine ilişkin olduğunu, miras bırakanın gerçek iradesi ve kanunun korumak istediği amacın tereddütsüz ortaya çıktığını kabul ederek vasiyetnamenin geçerli olduğuna ve şekil eksikliği nedeniyle iptal edilemeyeceğine hükmetmiş; direnme kararını bozmuştur. 📌
(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E.2025/218, K.2026/290, 06.05.2026)
⚖️ Engelli bireyin ÖTV istisnasından yararlanılarak satın alınan aracının tescilden önce vefat etmesi halinde, Özel Tüketim Vergisi Kanunu'nda bu durumda istisnanın ortadan kalkacağına veya mirasçılar adına resen tarhiyat yapılacağına ilişkin bir düzenleme bulunmadığından, yalnızca Genel Tebliğ'deki düzenlemeye dayanılarak mirasçılar adına ÖTV ve buna bağlı KDV tarh edilmesi hukuka uygun değildir. Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu, vergiyi doğuran olayın araç adına fatura düzenlenmesiyle gerçekleştiğini, kanunda tanınan vergi istisnasının tebliğle daraltılamayacağını, bu nedenle tescilden önce gerçekleşen ölüm sebebiyle mirasçılar adına yapılan resen tarhiyatın hukuka aykırı olduğuna karar vererek bölge idare mahkemeleri arasındaki aykırılığı bu yönde gidermiştir. 📌
(Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu, E.2025/21, K.2026/1, 28.01.2026)
⚖️ Okuma yazma bilmeyen miras bırakan tarafından düzenlenen resmi vasiyetnamede, Türk Medeni Kanunu'nun 535. maddesindeki şekil şartlarına eksiksiz uyulması zorunludur. Hukuk Genel Kurulu, tanıkların yalnızca miras bırakanın ehliyetli olduğunu ve vasiyetnamenin son arzularını içerdiğini beyan etmelerinin yeterli olmadığına, ayrıca vasiyetnamenin noter tarafından tanıklar önünde miras bırakana okunduğunu ve miras bırakanın bu beyanı tanıklar huzurunda yaptığını açıkça doğrulamaları gerektiğine hükmetmiştir. Bu zorunlu şekil şartlarının vasiyetnamede yer almaması nedeniyle vasiyetnamenin şekle aykırılık sebebiyle iptaline karar verilmesi gerektiği belirtilmiş ve direnme kararı onanmıştır. 📌
(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E.2023/726, K.2024/511, 09.10.2024)
⚖️ Davacı, gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinden kaynaklanan tazminat davasında dava dilekçesinde faiz talep etmemiş, ancak ıslah dilekçesiyle faiz isteminde bulunmuştur. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, faizin asıl alacağın bir parçası değil, fer'i nitelikte bir hak olduğunu vurgulayarak, dava dilekçesinde faiz talep edilmemiş veya faiz hakkı saklı tutulmamış olsa dahi ıslah yoluyla faiz talep edilebileceğine hükmetmiştir. Kararda ayrıca, ilk dava dilekçesinde talep edilen alacak yönünden faizin dava tarihinden, ıslahla artırılan alacak kısmı yönünden ise faizin ıslah tarihinden itibaren işletilmesi gerektiği belirtilmiş; bu nedenle ilk derece mahkemesinin faiz talebini reddeden kararı düzeltilerek onanmıştır. 📌
(Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E.2023/1762, K.2024/4249, 21.11.2024)
⚖️ Davacı, icra müdürlüğünce müzayede yoluyla satın aldığı taşınmaz için ödediği KDV'nin, KDV Kanunu'nun 17/4-r maddesi uyarınca istisna kapsamında olduğu gerekçesiyle iadesini istemiş; Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu, her ne kadar uyuşmazlık hukuki yorum gerektirse de, somut olayda merciine tevdi kararı sonrasında yapılan başvuruyu esas alarak davayı incelemiş ve ödenen KDV'nin iadesine ilişkin vergi mahkemesi ısrar kararını oyçokluğuyla onamıştır. Kurul, böylece başvurunun İYUK'taki idari başvuru mekanizması çerçevesinde değerlendirilmesini fiilen kabul etmiş; buna karşılık karşı oyda, başvurunun İYUK m.10 kapsamında değerlendirilemeyeceği, uyuşmazlığın ancak VUK'un düzeltme-şikâyet hükümleri (m.122-124) kapsamında ele alınabileceği ve hukuki yorum gerektirdiği için vergi hatası sayılmayacağı belirtilerek çoğunluk görüşüne katılınmamıştır. 📌
(Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu, E.2020/804, K.2022/69, 09.02.2022)
⚖️ Davacı tarafından açılan davada, yargılama sırasında alınan bilirkişi raporuna davacı vekilince herhangi bir itirazda bulunulmamış, mahkeme de bu durumu raporun benimsendiği şeklinde değerlendirerek karar vermiştir.
📌 Uyuşmazlık, bilirkişi raporuna süresi içinde itiraz edilmemesinin, raporun kabul edildiği veya rapordaki tespitlerin taraf bakımından kesinleştiği anlamına gelip gelmeyeceği noktasında toplanmıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, tarafların bilirkişi raporuna itiraz etme hakkının bulunmasının, itiraz edilmediği takdirde raporun mutlak şekilde kabul edilmiş sayılacağı anlamına gelmeyeceğini vurgulamıştır. Kurul, bilirkişi raporuna karşı sessiz kalınmasının tek başına raporun benimsendiği şeklinde yorumlanamayacağını, bu durumun karşı taraf lehine usuli kazanılmış hak da doğurmayacağını belirtmiştir.
Sonuç olarak Yargıtay, hakimin bilirkişi raporunu diğer tüm delillerle birlikte serbestçe değerlendirmek zorunda olduğunu, tarafların rapora itiraz etmemiş olmasının rapordaki tespitleri kesin ve bağlayıcı hale getirmeyeceğini belirterek bu ilke doğrultusunda karar vermiştir.
(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E.2026/10-129, K.2026/299, 06.05.2026)
⚖️ Davacılar tarafından, anataşınmazdaki bağımsız bölümlerin arsa paylarının değerleriyle orantılı olmadığı gerekçesiyle arsa paylarının düzeltilmesi ve tapuya tescili istemiyle dava açılmış, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
📌 Ancak istinaf incelemesi sırasında dava konusu binanın yıkılması üzerine Bölge Adliye Mahkemesi, anayapının yıkılmasıyla kat mülkiyetinin kendiliğinden sona erdiği gerekçesiyle davanın konusuz kaldığını değerlendirerek esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmetmiştir.
Kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ise, dava konusu anataşınmaz yıkılmış olsa da tarafların iradeleriyle arsa payları yeniden belirlenerek yeni bir kat irtifakı veya kat mülkiyeti kurulmadığını vurgulamıştır.
Yargıtay, üzerindeki bina yıkılarak arsa haline gelen taşınmazda kat maliklerinin, arsa payları oranında ortak mülkiyet hükümlerine göre malik olmaya devam ettiklerini, bu nedenle davacıların dava açmakta halen hukuki yararlarının bulunduğunu ve davanın konusuz kalmadığını belirtmiştir.
Sonuç olarak Yargıtay, arsa paylarının belirlenmesinde, bağımsız bölümlerin kat irtifakının kurulduğu tarihteki değerlerini olumlu veya olumsuz etkileyen tüm unsurların incelenmesi amacıyla bilirkişi kurulundan yeniden ek rapor alınması, arsa paylarının düzeltilmesini gerektirir bir durum bulunup bulunmadığının araştırılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiğini belirterek direnme kararını bozmuştur.
(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2023/648, K.2025/512)
Click here to claim your Sponsored Listing.
Category
Telephone
Website
Address
Karaman Mahallesi Alparslan Türkeş Bulvarı No:16 Akabe Apartmanı Zemin Kat Daire:1 Merkez/Afyonkarahisar
Afyonkarahisar
03200
Opening Hours
| Monday | 09:00 - 18:00 |
| Tuesday | 09:00 - 18:00 |
| Wednesday | 09:00 - 18:00 |
| Thursday | 09:00 - 18:00 |
| Friday | 09:00 - 18:00 |
| Saturday | 10:30 - 15:00 |